10 Aralık 2011

Sene 2007, üniversiteye yeni başlamışım. Bir de hazırlık muafiyet sınavına girmemişim o yıl, bir yıl dinlenicem demişim. Hani çok çalıştım ya sanki ÖSS için, neyse. Özetle heyecanlı dost canlısı mini mini gençler, gezmeye tozmaya elverişli rahat dersler, abla abi gibi seninle ilgilenen öğretmenler var. Ege'de o yıl hazırlığın tanımlaması buydu benim için. O dönemde edindiğim arkadaşlıklarım bugünümde olmasalar da artık, hatta pek bir şey hatırlamıyo bile olsam da, sanırım en güzel geçirdiğim yıldı diyebilirim okuldaki. O süre zarfında sürekli gülücük gülücüktü çünkü her şey, yoktu öyle arkadan iş çevirmeler, dedikodular, fettanlıklar. Gerçi son demlerinde hiç beklemediğim bi satış koyulduysa da, genel anlamda kafa çok rahattı işte. Aaaa duur sen dur! Ben demin o günlerden bugünüme gelen aynı samimiyeti koruduğum kimse yok mu dedim? Yok artık! Öyle temiz, öyle bıcır bıcır birini tanıdım ki ben o sene. Beraber bulunduğumuz bir masada, ettiğimiz bir kahvaltı sonrası başladı bizim arkadaşlığımız. Kim mi? O dönemki sevgilimin, memleketinden İzmir'e yolu düşen bir arkadaşının Dokuz Eylül'ü kazanan o dönemki kız arkadaşı, Derya. İkimizde bu alakasız dıdısının dıdısı durumunu "bize kattıkları en güzel olay" olarak tanımladık. O gün bugündür, kız kardeşim gibi severim bu cimcimeyi. İyi kalbinden, vefakarlığından, beraber yaptığımız şeylerden saatlerce bahsedebilirim, o da okurken biliyorum o bıcırık ses tonuyla "aaay cansumm çooook mutttluuu olduuuum" der bana.

İyiki doğdun cimcimem. Nice senelere, sağlıkla, mutlulukla ve beraber.
Telefonda konuşurken doğum gününü kutlamam böyle bitmeyecek demiştim ya, asıl süprizimi bu sanma.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder