Bundan sanırım 8 yıl kadar önce "ilerde kesin yalnız yaşlı bunaklar olcaz" diye şakalaşıp, sonra da "seni kimse almazsa ben alırım merak etme" diyen çocukluk arkadaşım, bu sözlerinin üstünden bir iki yıl geçmeden buldu temiz bir aile kızı. Tanıştım ben de, güldük eğlendik beraber. Sonra askere gitti bizim deli oğlan, geldi, işe girdi, düzenini kurdu falan derken, bir baktım nişanlandı bunlar. Şimdi bir daha baktım Ağustos'ta evleniyormuş. Yıllar geçivermiş böyle bana çaktırmadan. Sanırım bir daha baktığımda kucağında bebesi olacak.
Ee ben daha yolun een başındayım. Üstelik "seni kimse almazsa, ben alırım" diyen biri de yok artık. İşin bu kısmı hikaye tabiki, büyüdüğümüzü, ayrı gayrı düşüp de neler neler yaşadığımız ve artık eskisi gibi olamayacağımız gerçeğiyle yüzleşmek bana koyan. Daha dün beraber yiyip içen, gülen oynayan veletlerdik biz. Şimdi her birimiz bir yerde, kendi geçim dertlerimizde.
Mesela hiç unutmuyorum, on iki on üç yaşlarındayım. Doğumgünü yaza geldiği için kutlama kısmı sekteye uğrayan doğum günü çocuklarından oldum ben hep, o "iyiki doğdun canım nice senelere" safsatalarını okumakla yetinenlerden hani, o gözleri ışıl ışıl, ehihii diye mutlu olanlardan değil. Yazlık arkadaşlarım bu klasik 16 Temmuz'larda benim kutlayalım diye bakan pörlek umut dolu bakışlarımdan sıkıldıklarından -of çok ezik göründüm sanırım- o sene "cansu biz dışarı çıkmıcaz bugün" diyerek iyice burkmuşlardı benim ufak yüreğimi. Sahil kıyısında ağlamaklı, bir başıma oturuyordum ki, bu tepede bahsettiğim arkadaşım dereleri tepeleri aşıp yanıma geldi. Oracıkta oturup bikaç saat güldürmüştü beni. Kendimi değerli hissettiğim en güzel "16 Temmuz"dur o gün.
Canım dostum benim. Sevdiğinle bi yastıkta koca, boy boy veletlerin olsun.
Aklında da bulunsun, ben gene yalnız yaşlı bunak olacağım, diğer bir tabirle, o dünkü velet.
Mesela hiç unutmuyorum, on iki on üç yaşlarındayım. Doğumgünü yaza geldiği için kutlama kısmı sekteye uğrayan doğum günü çocuklarından oldum ben hep, o "iyiki doğdun canım nice senelere" safsatalarını okumakla yetinenlerden hani, o gözleri ışıl ışıl, ehihii diye mutlu olanlardan değil. Yazlık arkadaşlarım bu klasik 16 Temmuz'larda benim kutlayalım diye bakan pörlek umut dolu bakışlarımdan sıkıldıklarından -of çok ezik göründüm sanırım- o sene "cansu biz dışarı çıkmıcaz bugün" diyerek iyice burkmuşlardı benim ufak yüreğimi. Sahil kıyısında ağlamaklı, bir başıma oturuyordum ki, bu tepede bahsettiğim arkadaşım dereleri tepeleri aşıp yanıma geldi. Oracıkta oturup bikaç saat güldürmüştü beni. Kendimi değerli hissettiğim en güzel "16 Temmuz"dur o gün.
Canım dostum benim. Sevdiğinle bi yastıkta koca, boy boy veletlerin olsun.
Aklında da bulunsun, ben gene yalnız yaşlı bunak olacağım, diğer bir tabirle, o dünkü velet.
2 yorum:
yüreğine sağlık bumaam :) okurken bi tuhaf oldum eskilere gittim valla, az yürümedim açkonut la ömürbeldesi yollarını ;) keşke hiç büyümesek hep çocuk kalsak demek istiyorum çok klişe bi laf ama gerçekten öyle insan kıymetini bilmiyo çoğu şeyin büyümek aslında çocukken sandığımız kadar güzel ve iyi bişey değilmiş,
ben büyürken, çocuk kaldı içim. keşke dengeli bir büyüme gelişme geçirseydim de, yalpalamasaydım bu kadar hayat karşısında. neyse, ben beni böyle kime anlatıyorum? bu yazıyı yazarken de benim aklıma bin bir hatıra geldi, ama ben en değerlisini seçtim...
Yorum Gönder