Beş yıldır Güzelyalı-Bornova arası mekik dokuyorum üniversite nedeniyle. Günde sanırım git gel toplam 2,5 saatimi toplu taşıma araçlarında harcıyorum. Haliyle fazlaca insanla muattap olma durumunda kalıyorsun ve anlatacak pek çok hikayen oluyor böylelikle. Ben de birkaç tanesini anlatayım dedim.
Hani sürekli denk gelip de, sima olarak tanıdığınız otobüs insanları vardır. Mesela benim beğendiğim hamile gencecik bir kadın vardı metroda karşılaştığım, sade giyimli, uzun boyluydu, kısacık saçlarını hep topuz yapardı ufak bi tokayla. Sonra bir gün kocasıyla beraber gördüm, mutlu bir yuvası vardı belliydi. Kafamda senaryolar yazardım gördüğüm ufacık detaylara. Ara ara düşünürüm hala nasıllar acaba diye. Ha bir de unutmak ne mümkün o ton ton kovboy giyimli dedeyi! Pardesüsü, o eski Jön bıyıkları, bastonu, fötr şapkası ve gömleğini sonuna kadar ilikleyip taktığı o garip armasıyla tam takır giyinip çıkıyordu sanırım sokağa ya da ben her seferinde böyle görüyordum. Bir gün yanıma oturdu, içimdeki o dede özlemini o beş dakikalık yolda dindirmek istercesine, dayanamayıp "Ben sizi sürekli görüyorum, nasılsınız iyi misiniz, allah size uzun uzun sağlıklı ömür versin" dememek için zor tuttum kendimi. Yüzünde bi ciddiyet, bi otoriter hava vardı, korktum sanırım alacağım tepki yıkardı çünkü beni, benim ağzımdan sadece "müsade edebilir misiniz?" çıktı, oysaki aklımdan geçenler "dedem olur musun, ol nolur, inmeyim şimdi elinden tutayım şeker al bana" idi. Umarım bir gün tekrar karşılaşırız, benim hayali dedem...
Ha bir de sene 2007, üniversiteye yeni başlamışım. Haftanın üç günü mutlaka otuz yaşlarında standart ev hanımı tipinde kadının biriyle metroda denk geliyoruz, her seferinde karşımda durup bana Üçyol'dan Stadyum istasyonuna kadar hiç kafasını kıpırdatmadan o bayık suratıyla melül melül bakıyordu. Bazen ben de ona bakıyordum ne var gibisinden, hiç istifini bozmuyordu, hani bi kafamı çevireyim falan yok. Çünkü genelde öyle yapılır ya, kadın hiiiç. Hayır bi' gün soracaktım, oğluna mı alacaksın yoksa niyetin mi bozuk diye. Soramadım tabi. O da hiç konuşmadı. Bikaç sene sonra, olmadık bi ilde olmadık bi mekanda tekrar karşılaştık, ben tanıdım, ama o bana bakmadan öylece yanımdan gelip geçti.
Ah bir de daha toplu taşıma araçlarına yeni yeni binmeye, gezmeye başladığım zamanlardı daha, yol bilmem iz bilmem yaş olmuş on yedi falan ama ben hiç. İşte bir gün Güzelyalı'dan Konak'a gidicem. Bindim otobüse sahilden, otobüste çok yalpalıyo, ayaktayım dengemi kaybediyorum ara ara. Arkada da üç yaşıt çocuk oturuyor. Biri kalktı yer verdi bana, kız devrilcek kıyamam dedi heralde içinden. Neyse ben Konak'a geldim, gelince çocuğa dedimki "ben inicem şimdi, sen geç otur istersen." Çocuk baktı camdan, "ha son durak zaten" dedi, garip garip de baktı bana. Hem ayakta duramıyordum hem de Konak'ı bilmiyordum. Resmen ayıplanmıştım, çok utandım anlatamam. Böyle zamanlarda iyiki beyaz tenli değilim diyorum, yoksa ohooo...
Bir keresinde de evlenme teklifi almışlığım olmuştu. Öyle uzunca boylu, takım elbiseli bi adam oturuyodu karşımda, 27 yaşlarındaydı sanırım. Öyle kocaman kocaman fal taşı gibi gözlerle bakıyor bana, kırpıştırmadan. Ben de güldüm haliyle, sonra da tırstım. Koştura koştura çıktım merdivenleri, daha on sekizim o zamanlar. Arkamdan soluk soluğa bi ses, bakar mısınız dedi, baktım. "ben sizi gördüm beğendim, evlenmek istiyorum artık yaşım geldi, işim gücüm barkım da var, görüşelim birbirimizi tanıyalım ister misiniz" dedi. "Yok" dedim.
Başka bi gün de dingilin teki yüzünden otobüste ağlıyorum. Açmışım camı, püfür püfür o esiyor, o estikçe ben ağlıyorum, temiz hava mava yok kurutmuyor gözyaşlarımı. Yanımda duran koca küpelerini hatırladığım bi' kadın "değmez kızım değmez, bak ben otuz yaşındayım boşadım kocayı, şimdi günümü gün ediyorum, kaç yaşındasın bakayım sen, ah güzel yüzüne yazık" falan diye nasihat vermişti tüm o yol boyunca.
Hey gidi günler hey. Hep böyle şeyler değildi tabi yaşadıklarım, kötü mü kötü olaylar da oldu. İti uğursuzu da oluyor malumunuz. O kısımlara hiç girmeden yazımı burada tamamlayayım iyisimi. Sonra devam ederim belki bu konu üzerinden, anlatcaklarım şimdiden sıralandı hatta aklımda.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder