3 Aralık 2011

Bana verilen resimleri, yazıları, bikaç gittiğim etkinlik biletlerini, kolonyalı mendilleri falan sakladığım bir kutum var bikaç aydır. Çok biriktiremedim ama var bikaç bi şeyim içinde. Bende saklama huyu olmadığından, bir süre sonra önemsiz gelip hepsini çöpe göndereceğim sanırım ama şimdilik duruyor işte. Mesela bilgisayarımda bile resimlerim pek yoktur benim, müzik, film arşivi falan. Cins biriyim cins. Neyse, sabah bu bahsettiğim kutumun içine birkaç şey daha eklerken, gözüme çarpan ufak bi kağıt bana bikaç ay öncemi hatırlattı. Anlatayım dedim bunu da burda.

Şimdi ben yaz sonu bir haftalığına Bodrum'a teyzemin yanına gittim. Evde annem, annemin üç kuzeni, bir de birinin annesi ve ben varız. Ev ortamını öyle anlatmayacağım bile, tahmin edileceği üzere o kadar kadın bir araya gelirse ne olur? Beş çayları, dedikodular, pastalar, börekler, evlilik programları, diziler, diziler, diziler... Gündüzleri onları bırakıp kafa dinlemeye sahile gidiyordum. Ellilerine gelmiş koca koca insanlarla muabbet ediyordum, dört yaşlarında cimcime bir kız çocuğu ile suda oyun oynuyordum. Sonra adını unuttuğum bir liseli vardı orada çalışan, kıyamam. Bana öyle melül melül bakmalar, yalnızlığımdan istifade edip konuşmaya çalışmalar. Küçük bi kağıda numarasını yazıp vermiş bana, o ufak kağıt bana o bi haftayı anımsattı şimdi. Bazen gülüyodum çenem ağrıyıncaya kadar, bazen dalıyordum uzaklara. Ben değişimlere açık biri değilken, son bikaç ayda hayatımda çok şey değişmişti. En ufak sıyrıklarla nasıl atlatacağımı falan düşünüyordum bazen, benliğimden uzaklaşmamayı.

Gene uzaklaşabilsem keşke buralardan, şöyle bikaç günlüğüne.
Derdimi tasamı, beni yiyip bitiren korkularımı bırakıp gelsem.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder