Bu gün ilkokulumun önünden geçerken, okul servisinin ön koltuğunu kapmak için canla başla nasıl koşturduğum geldi gözümün önüne. Şimdi hatırlayamadığım bir kız vardı, onunla yarışırdık hep. Onat diye veledin tekini tembihlerdim, bak ikimizde gıcık oluyoruz ona, önce sen gelirsen sen otur o oturmasın derdim. Sonra biz kapınca koltuğu, çak çak derdik bide birbirimize, sırıtırdık ona bakıp. Tüm yaramazlığım tüm cadılığım buydu o yıllarda inanın. Andacımı göstersem size anlarsınız aslında durumu. En yakın arkadaşım, Tuğçe benim için demişki; "Cansu sınıfımızın en sessiz en hanım hanımcık kızlarındandır, öğretmenimiz ona konuşma lafını bir kez bile söylememiştir. Ama hareketli olduğu zamanlarda olur, onu jet hızıyla okulu terkederken görebilirsiniz!"
Ah en yakın arkadaşım demişken, artık beşinci sınıfa geçtiğimizde, Tuğçe bana gerekli önemi vermiyodu. Ceren adında kıvırcık saçlı sümüklü arabik kızın tekiyle takılıyordu. Ben de mektup yazmıştım Tuğçe'ye, aramıza girdi o kara kedi, hani ben senin en yakın arkadaşındım hani?! diye.
Bunlar da kısa kısa hatıralar olsun;
Okulun önünde park etmiş mavi bir arabanın ön camının üzerinden almıştım ilk kar topumu, İstiklal Marşı'nda durmam gerektiğini de aynı yerde öğrenmiştim. Sevdiğim dört göz bilir en doğrusunu diyerek bildiğim matematik sorusunu yanlış yapmıştım. O gün bu gündür kopya dediğin kağıttan çekilir başkasından değil derim. Çocuğun teki saçımı çekiyor diye saçlarımı minnacık kestirmiştim. Hiç bitlenmedim. Şirinlerin çıkartmalarını yapıştırdığım kocaman bir resim dosyam vardı. Resimlerimi abime yaptırdığımı bir gün öğretmenim çakıp elime bi kağıt bide kalem vermişti çiz bakayım aynısını diye. Çizememiştim tabi, hala da çizemem bıraksan, ama resim birebir aklımda hala, kocaman dalgalar ve kocaman bir gemi... Beslenme çantası ve matara hiç kullanmadım, hep özendim ama. Annem çalıştığı için kendi saçımı hep kendim ördüm. Ben ilkokul 4'teydim emekli olduğunda, "yaşasıın saçlarımı şimdi sen mi örcen benim" demiştim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder