1 Şubat 2012

Ben var ya ben, eskiden sorunlu bi' kızdım, cidden. Mağazalara dükkanlara falan giremezdim tek başıma. Öyle yalnız yolda bile yürümeyi sevmezdim ki. Hahah şuna bak tek başına dolaşıyor, hiç arkadaşı yok mu ya şunun falan diye sanki insanlar hakkımda konuşuyormuş, beni izliyorlarmış gibi gelirdi. Eziklik olarak görürdüm bu yalnızlık olayını. Sürekli bir şeyler almak, bir yerlere gidip işlerimi halletmek için birilerine ihtiyaç duyardım. İşte burada da diğer bir sorun başlardı. Biriyle gün saat ayarlayıp buluşmak ayrı bir dert, buluştuktan sonra gün içindeki planlar hakkında ortak paydada buluşmak ayrı bir dert...
   
Sonra asıl bu durum bana eziklik ve eziyet olarak gelmeye başladı. Of dedim, tuttum kendimin kolundan, taktım kulağına kulaklığı, giydirdim ayağına bi' çift pabuç, yürü dedim senle mi uğraşcam ben! Heh işte o zaman, yalnızlığı bir eziklik olarak görmeyi bırakıp, sefasını sürmesini öğrendim. "İstediğin kadar, kafana göre ve rahatça" olaya bak, güzelliğe bak yahu.
  
Yalnız gene de geniş vadedeki yalnızlık en korkulu rüyam hala. Bir köpeğim olsa, dünya yansa omuz silkerim de, işte...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder